Ücretsiz Eğitimler›Modül 5: Yatırım Ürünleri›Devlet İç Borçlanma Senetleri
Devlet İç Borçlanma Senetleri, kısaca DİBS, devlete borç vererek faiz kazandığınız düşük riskli yatırım araçlarıdır. Önceki derste mevduat faizinden stopaj kesildiğini gördünüz. DİBS'in en güçlü yanı tam da burada: Devlet tahvili faizine uygulanan stopaj %0'dır. Bu derste DİBS'in nasıl çalıştığını ve mevduata göre vergi avantajını göreceksiniz.
DİBS, bir devletin hazinesinin harcamalarını finanse etmek için iç piyasada borçlanırken çıkardığı senetlerdir. Bu senedi aldığınızda aslında devlete borç vermiş olursunuz. Devlet, vade sonunda nominal değeriSenedin üzerinde yazan, vade sonunda devletin size geri ödemeyi taahhüt ettiği tutar. geri öder ve bu süre boyunca size faiz kazandırır.
İki temel türü vardır. Hazine bonosu, vadesi bir yıla kadar olan kısa vadeli senettir. Devlet tahvili ise vadesi bir yıldan uzun olan senettir. TL cinsinden DİBS'ler Türkiye Hazinesi tarafından ihraç edilir, çünkü Türk Lirasını basan ve bu para biriminde borçlanan hazine odur.
Her senedin bir nominal değeri vardır. Nominal değer, senedin üzerinde yazan ve devletin vade sonunda size geri ödeyeceği tutardır. Senet, vade boyunca belirli aralıklarla size faiz öder. Bu düzenli ödemelere kupon denir, bir kira geliri gibi düşünebilirsiniz. Vade sonunda da nominal değeri, yani anaparayı geri alırsınız. Temel getiriniz bu faizdir.
İkinci bir boyut daha vardır. Bir senet ihraç edildikten sonra ikinci el piyasada alınıp satılır ve buradaki fiyatı, nominal değerinin altına da üstüne de gidebilir. Fiyatı nominal değerinin altında olan senede iskontolu, üstünde olana primli denir. Bir senedin iskontolu mu primli mi işlem gördüğünü, o günkü piyasa faizleri ve ihraççının kredi riski (CDS)CDS, bir borçlunun borcunu ödememe riskine karşı işlem gören bir tür sigortanın fiyatıdır. CDS yükseldikçe, piyasa o ihraççıyı daha riskli görüyor demektir. belirler. Faizler yükseldiğinde ya da ihraççının riski arttığında fiyat nominal değerin altına iner, tersi durumda üstüne çıkar.
Önemli nokta şudur: Senet, iskontolu da olsa kuponunu ödemeye devam eder. İskonto, faizin yerine geçmez, üstüne eklenir. Örneğin nominal değeri 1.000 TL olan bir senedi piyasada 850 TL'ye alırsanız, vade boyunca kuponlarınızı alırsınız ve vade sonunda devlet size yine tam 1.000 TL öder. Aradaki 150 TL, kupon gelirinin üstüne yazdığınız ekstra kazançtır.
Senedi vade sonuna kadar elinizde tutarsanız ve ihraççı borcunu öderse, ne kazanacağınız baştan bellidir.
Az önce senedin piyasa fiyatının değişebildiğini gördünüz. Bu durum, senedi vade sonuna kadar tutmayıp erken satmak isterseniz sizin için bir riske dönüşür. Çünkü o an senedinizi kaç paraya satabileceğinizi, yine piyasadaki güncel faiz oranları belirler.
Şöyle düşünün. Elinizde yıllık %40 faiz veren bir senet var. Aradan zaman geçti ve yeni çıkan senetler %50 faiz vermeye başladı. Artık kimse sizin %40 faizli senedinizi tam fiyatına almak istemez, çünkü daha çok kazandıran yenisi dururken. Senedinizi satabilmek için fiyatını düşürmeniz, hatta aldığınız fiyatın altına indirmeniz gerekebilir. Bu durumda zarar edersiniz.
İyi haber şu: Senedi vade sonuna kadar tutarsanız, ara dönemde fiyatı ne olursa olsun, devlet size nominal değerin tamamını öder. Yani bu fiyat riski yalnızca vadeden önce satmak zorunda kalırsanız sizi etkiler.
Önceki derste, mevduat faizinden KKTC'de gerçek kişiler için TL'de %15 ila %17,5, dövizde %18 stopaj kesildiğini gördünüz. Devlet tahvili faizinde ise durum farklıdır, bu faize uygulanan stopaj %0'dır. Yani kazandığınız faizin tamamı cebinize kalır. Mevduatta faizin bir kısmı stopaja giderken devlet tahvilinde gitmez, bu da aynı faiz oranında devlet tahvilini vergi açısından daha verimli kılar.
Anaparanızı, senedin yıllık faizini, vadeyi ve enflasyonu girin. Vade sonundaki tutarı ve enflasyon sonrası reel getirinizi görün.
Yalnızca devletler değil, şirketler de tahvil çıkararak borçlanır. Bunlara şirket tahvili ya da özel sektör tahvili denir. Mantık aynıdır, şirkete borç verirsiniz, o da size faiz öder ve vade sonunda anaparanızı geri öder.
Aradaki temel fark risktir. Bir devletin borcunu ödememe ihtimali düşüktür, ama bir şirket zor duruma düşebilir, hatta iflas edebilir. Bu yüzden şirket tahvilleri, yatırımcıyı bu ek riske ikna etmek için genellikle devlet tahvilinden daha yüksek faiz verir. Yüksek getiri bedavaya gelmez, karşılığında daha fazla risk taşırsınız.
Vergi tarafında da önemli bir fark vardır. Devlet tahvili (DİBS) faizine KKTC mevzuatı gereği %0 stopaj uygulanır. Şirket tahvilleri ise Türkiye mevzuatına tabidir ve faizinden, senedin vadesine göre belirlenen oranlarda stopaj kesilir. Bu oranlar zaman zaman değiştiği için somut sayıyı işlem anında öğrenmek gerekir. Sonuç olarak %0 stopaj avantajı yalnızca devlet tahviline özeldir, şirket tahviline değil.